Çarşamba, Temmuz 19, 2006

Ünlü bir sanatçının “art director”ü nasıl olunur?

Hemen her anı, yıl 1973... gibi başlar ya, ben de öyle başlayacağım.

Gerçekten yıl 1973... Ankara’da Devlet Planlama Teşkilatı’nın ilk uzmanlarından Timuçin Yekta ve Özkan Taner’le birlikte kurduğumuz OPA Şirketi’nin ortağıyım. Mithatpaşa Caddesi, 51 numaradaki apartmanın 11’inci katındaki işyerimizde yatırım projeleri, pazar, pazarlama, yapılabilirlik vb. araştırmaları yapıyoruz. Daha önce kapatmak zorunda kaldığım reklam ajansımdan arta kalan kimi dostların kitap kapağı, dergi, broşür, katalog gibi işlerini de üstlenmeyi sürdürüyorum. Bu nedenle bir ayağım sürekli İstanbul’da...

Cumhuriyet Gazetesi’nin bulunduğu Narlıbahçe Sokak’ta Reyo diye bir matbaa var. Onlar da üç ortak... Selçuk Batur, Ferit Erkmen ve Çağatay Anadol. Üçü de yakın dostum. Ankara’da hazırladığım işleri Reyo’da bastırıyorum. İşler, hem üzerinden para kazanabileceğimiz kadar hesaplı hem de nitelikli oluyor. Üstelik her gelişimde de, Ankara’ya dönüşler pek keyifli geçiyor. Tren yolculuğu ya Çiçek Pasajı’nda ya Kadıköy’de adını şimdi anımsayamadığım, pasaj içindeki bir balıkçı lokantasında ya da Haydarpaşa Garı’nın lokantasında başlıyor.

Bu arada üç yeni dost ediniyorum. Sami Şekeroğlu, Yücel Gürocak ve Bülent Erkmen. Her üçü de, bugünkü Mimar Sinan Üniversitesi’nin çekirdeğini oluşturan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde çalışıyorlar. Yanlış anımsıyor da olabilirim... Bülent Erkmen belki de o yıllarda okulu bitirmek üzere olan bir öğrenci... Sami ve Bülent’le daha sonraki yıllarda dostluğum sürüyor ama, Yücel Gürocak nerelerde, ne yapar, hayatta mı değil mi bilmiyorum.

Bülent kısa bir süre sonra Genel Kurmay’da askerliğini yapmak üzere Ankara’ya geliyor. Ayşe’yle yeni evli. Çalışma saatlerinde karargahı Genel Kurmay, çalışma saatleri dışında OPA Şirketi... Dostluğun dışında ufak tefek işler de yapıyoruz. Mengen’de faaliyet gösteren bir işçi şirketi Gentaş’ın amblemi, sermaye toplama kampanyasının basılı malzemeleri vb.

Bu arada yine eski DPT’cilerden Kaya Mutlu OPA’nın hazırladığı ve uyguladığı seçim kampanyası sonucu Mersin Belediye Başkanı seçiliyor. Giriştiği pek çok yeniliğin yanı sıra Mersin’de bir festival düzenlemek istiyor. Konusunu, içeriğini ve biçimini birlikte oluşturuyoruz. Mersin Tekstil ve Moda Festivali. O yıllar için gerçekten hayal bile edilemeyecek nitelikte ve düzeyde bir festival büyük bir başarıyla hayata geçiyor. Halit Kıvanç’ın kulakları çınlıyor olmalı...

İşte Bülent burada devreye giriyor. Askerliği bitmiş ve İstanbul’a dönmüştür. Bu festivalin görsel kimliğini ondan istiyoruz. Olağanüstü güzel bir amblem yapıyor. Amblem sadece festival etkinliklerinin değil, kısa sürede Mersin’in ve Mersin’le ilgili pek çok işletmenin, kurumun simgesi haline geliyor.

Birkaç ay sonra Bülent beni arıyor, festival amblemini, o yılların en önemli grafik sanatlar yayını olan Graphis’in yıllığına göndermek istediğini söylüyor. Yaklaşık 6 ay kadar sonra tekrar arıyor ve Graphis’in 1975 yıllığını almamı ya da bulmamı söylüyor. Bulduğumda gözlerime inanamıyorum. Amblem yıllıkta yayımlanmış. Altında ise şunlar yazıyor. (Ayrıntıda yanlış yapmış olabilirim) Client: Mersin Municipality, Agency: Opa Organizasyon Pazarlama Araştırma Şirketi, Art Director: Şahin Tekgündüz, Designer: Bülent Erkmen...

Amblemi internette saatlerce aradım. Heyhat... Ancak, buraya taşınamayacak kadar kötü ve düşük çözünürlü bir örneğini bulabildim. Oysa sizlere sunmayı ne kadar isterdim. Bugün ünü Türkiye'nin sınırlarını aşmış bir grafik sanatçımızın “art director”u olma şanına hanginiz ulaşabildiniz?

Graphis Annual 1975’i olanlar ya da bulanlar için durum ayniyle vakidir. Ya da bu bilgi sevgili Bülent’e ulaşırsa belki de o gönderir amblemin aslını.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Buy Ultram Online

http://www1.fccj.edu/wlara/jaxsearch/_kbas/000001eb.htm

Buy Ultram Online